Yapraklarını döken mevsimler
Duraklarını kurmuş yollarıma
Bu sefer de es geç beni
Eksildiğim kaçıncı doğuşlar
Kaçıncı rüzgar vuracak kırarcasına dizlerime
Kaç kere daha serilmeliyim bu topraklara
Topraktan bir pay edinebilmek için
Bölünerek sahip olduğum bu bölgeye
Sahip de çıkamam
Titriyor gözlerim
Üstlerine döşenmiş hatıraların pasları
Gördüklerimden midir bu kirli yığınlar
Veyahut buğulanan görüşümden mi
Anbean beni takip eden
Adımlarımı sığınacak bir eve doğrultan
Yağmayan yağmurdan
Korunabilmek arzusuyla
Bir anne gibi beni emziren sığ düşlerim
Soluduğum bu bunaltıcı havadan
Daha derinliklerde
Nasıl olabiliyor
Aklım ermiyor
Taze bir rüya gibi
Tutmuyor ayaklarım bedenimi
Gökyüzünde değil
Gözlerimin önündeki alışagelmiş yollarda
Sahip olamayışlardan bahsetmiyorum
Ait hissetmiyorum
Bütünleşmiş bir yakınamama
Alışmaktan söz etmiyorum
Gerekmez mi alışmak için
Üzerinden ezilip geçilmiş hatıralar
Ellerimde hiçbir zaman tutamadığım
Bir zamanlar yakınımdan geçmeyi bile
Bana hak görmemiş
Yaratılan demli güzellikler
Şahit olamadım
Yalnızca kulaklarımla işittiğim
Okuduğum birkaç satırda
Çizebildim resmini
Yüzüme ve bedenime
Çalıntı gülüşler kimden doğma?
Damarlarında gezenler tanıdık değilken
Yanındaki bu insanlar da kim?
Seçmek ve seçilebilmek
Şansım doğmamışken
Utanç duyuyorum
Çevirmekten başımı göğe
İstemeklerin ağırlığınca dolu ceplerim
Sahibi olmadığım düşler ve düşüncelerle
Kimlerin siması var yüzümde?
Bana yabancılaşan bu biçimi pek bozuk
Andırmayan başarısız şekiller
Tanıdık gelecek göz gezdirenlere
Kazançlarda değilim bir ortak
Kaybım yine varoluşum üzerine
Çalmazlar kapımı değilim bir misafir
Tozlanmıştı bu raflar
Yalnızca süreğen değişkenlerin
Eskimekte olan varlığına
Dostluğum var

Yorum bırakın