Geçmişten yolunu benimseyen birkaç anı
Bugünlerde ayaklarına dolanmış
Ellerine kilit vuran yaşanmışlıkların fısıltıları
Bazen kulaklarından gönlüne ulaşıyor
Görüntüler kesilmiyor gözlerini yumduğunda
Günlerin aralanmıyor uykularının kucağında
Sıcak esintiler değmez tenine yazların ortasında
Ağaçlar gölgesini sermez üstüne bedeninin
Ölümler sürüklemez miydi?
Son nefesini verdiği günün hiddetli tokadına
Beraberinde gömüldüğün çift kişilik mezara
İçini dolduran o son huzurlu soluğa
Saklayacak kendini gözlerini açtığı kundakta
Şimdilerde ne yapar o soğuk toprakta?
Sarı bukle saçları karışır oralarda
Son bir kez uzan yamacıma
Yaşamak değildi damarlarda dolanan kan ise
Buradasın düşüncelerinin renk verdiği gözlerimde
Kulaklarımdan yol alıp içime sinen bir kelime
Soluklarının bitişinde dökülmüştü
Gökyüzü dökmüş renklerini gözlerine
Yağdırırsın bazen kayıplar bulduğunda yoksulluğu
Bakışlarının döndüğü toprakları yuva edinen beden
Adımlarını rüyalarının odalarında attı
Eskitmez yıllar küçük ellerini
Çizmez yüzünü günlerin güneşini batırışı
Saçlarına karlar yağmayacak kışın ortasında
Çiçekler kokusunu başucundan savursun arkadaş
Yorum bırakın