Tanıyorum yoluma kazınmış
Varışına yabancı olmaktan kaçamadığım adımları
Bana mı aittiler yahut sahiplenirim onları dünümden
Sakındım ilelebetle taşımaktan sıcacık kanımda
Sesleri işittim dokunmadılar çıplaklığıma
Demlediğimde berraktı kararlarımın bakiliği
Bir yudumum yakıp geçti midemi
Taradığım nemini haznesine sıkıştırmış tazelikler
Nasıl da düğümleniyor sıcak günlerin ardından?
Yeni takındığım bu ömrünü doldurmuş ceketim
Güneş olmadan da parlıyor
Bir gölgenin anaç sarılışında
Rahmimden kopmadan büyüttüğüm yargılarım
Görüyorum önümde nefesleniyorlar
Eski bir film şeridi renkleniyor
Ciğerlerimi titreten ayazın ortasında
Sevişmeden rüzgar ayaklanmış tenimle
Buz kesmeden parmak uçlarımı
Islanmadan bastıran yağmurun altında
Titriyor ciğerlerim
Benliğine ulaşan renklerin arasında
Oysa değildik bir düşman
Biletimin değilim sahibi
Yolunda giden tren kirletiyor yolumu
Arzu ederek içinde var olduğum alışıldık koltuklar
Sebebi karanlık düşlerin
Yaratmadan evimde dikili kolonları
Boyadım duvarları en sevdiğim tonlara
Burnuma varmadan sıcak yemek kokusu
Dizdim masaya iki kişilik bir sofra
Tozlarını silmeden
Asla kirletilmeden
Göremedim
Değildi ömrüm bugünüm
Çevirmedim bakışlarımı yerinde sayan akrepten
İtinayla sürmediğim elim bana ayrılmış yarınlara
Nasıl çizilebiliyor derinlerden
Eskiten ve eskiyen dakikalarla?
Öğrendim değildim yaratıcıları
Merhametim kutsadı şekillendirmedim öğretileri
Yoğuruldum adı konulmamış nihayetinde altı çizilmiş ahlakların zehriyle
Boşalırcasına karışmadık biz birbirimize
Altı çizilenler ismimin üstünü çizdi
Kapatılan kapılar kaderimde saklı
Zorlamam ihanetimi hediye etmem olurlara
Beni bekleyenler için bekletirim cebimde
Yalnızlıklardan temizlediğimde lekelendi rüyalarım kalabalıklarla
Bir nefes öğütlerken canıma yetinmeyi kalanlarla
Geçmiş sayfalar okuttu eklemeyi olanlara
Sonraki anın sinirlerimi sızlatan heyecanıyla
Yaklaşır oldum ben günahların kucağına
Ayna vuran sözler vardı muhabbetlerin bulandıran noktalarında
Tanımaktan vazgeçtim ertesinde sonuçların yakamı sıvazlamasından
Katıksız kötüyü tasdikleyenler içinden çıkardım iyiliği
Biraz pişmanlığın sarsan gücüyle dönenler yüzünü karanlık sokaklara
Kovalayacaklar bir sokak lambasının göstereceği doğruları
Taşan sular intikamıyla boğacak bir kaşık suda
Kızgın bakışlar yuva yapacak bedenlerinde
Ne nedendir aymayacak sabahlarına
Tek şarkılık sanatçıların şişen göğüslerinden sarkıttım hazzın anahtarını
Alışılır zincirlere işkencesiyle ellere değil ayaklara vuranlara
Sönen umutların ateşiyle ısınan gözlerin
Akmayacak yaşlarıyla arka çıkılan yapılma gücüyle
Daha sert dövebilirsin kaldırımları adımlarınla
Bulabilirsin yuvanı soğuk yataklarda
Dudaklarına kondurabilirsin sahipsiz bir gülümseme
Zaman bir sonrakini kovalar oldu bugünlerde
Dün suyunu değiştirdiğim bugün yeşillenir oldu
Isınmadan çözünüyor yıllanmış buzullar
Esirgemeden işliyor ipliklerini
Adımları tatmadan koşar oldu çocuklar
Başımla birlikte dönüyor baştan sona
Muhalif değil beyazlarım
Saymadım kuralları oynamadan oyunları
Eğilen başımla yükseldi göğüm
Kırılanlara dokunmadan hissetmedim keseceklerini
Göz ardı ettiğimde öğrendim kaybolacaklarını
Süre konulmamıştı müdahale için yaşananlara
Birkaç cümlenin ağırlığı sırtıma yerleştirilmeden
Tatmadım asıl eforun dile dökmek değil
Dinlemekte olduğunu
Ne olduğunu bilmeden sayabilmekte gizlenmiş empatinin eseri
Avucunun içinde yürümek değilmiş meselesi dillerden düşmeyecek cesaretin
Sevilebilmek en büyük arayışın içindeyken
Söz edilmeyecek emek ve sabırdan
Eğildi başım her seferinde yanılmaktan
Andırmıyor bir diğerini ve yaşatmıyor bir benzerini
Yükseliyor göğüm
Perdelenenler ve soluklananların ikilemindeki sonsuz zevk
Tekrardan dokunuyor beyaz sayfalara
