Parmaklarının aldığı yollar arasında şekilleniyorum
Sulardan daha akışkan
Hafifim bir havadan çok
Gecem fark yaratmaz gündüzüme
Dokunuşlarım zamanların sınırlamasıyla
Pek geçinemez
Üstüme bir perde gibi çekilen nutuklara
Saçlarına ağlarını ören yıllara
Kalbine iliştirilmiş ihanetlerin korkusuna
Yaşamaya gücü yetmemiş bir baba ve oğula
İlk ve son kalan aşkına
Yaraşır biçimde
Geçinemem zamanların sınırlamasıyla
Evvelden kaybedilmiş duyguların peşine düşmedim
Bu yüzdendir
Tüm yalanlarına ve kurmalarına
Sarılır gibi
Seni mutlu edecek şekilde
Bağlanmaktan söz ettim kendime
Yarattığın oyunların karşısına oturmadım
Altını çizdiğin değeri eskimiş sözcükler
Sözlüğümde ışığını harladı
Dökülmeyi bekleyen gözyaşlarını
Erteler geçmişten yüzüne gülümseyerek bakan bir endişe
Darmaduman kazınmışsın anılarına
Sabahı getiren cami avlusu gecesi
Güneş yansımış yüzüne mermerlerden
Arkana bakmadan terk ettiğin yuvan
Durmadan yağmış yanaklarına pişmanlığı
Harcanan güvenlerin fiyatını belirler mi?
İçine koyacağın binlerce tekinsiz doğrular
Dökülen parçalarını aramaksa çok uzak
Yakınlığı mı belirliyor yaşanmışlıklar?
Daha fazlasını dökmeye ihtiyacınca elinin altında
Uzaklığı belirler mi?
Kendi üzerine çektiğin mürekkebi akmış
Yıllanmış çizgiler
Bakışlarını döndürdüğün yataklar döküyorsa yaşlarını
Sahip olduklarından sakıncansa sorguladığın iyiliğin
Kaybettiklerinden soruluyorsa göremediğin gücün
Kazançların arasından sızan zararlar
Sarıyorsa tüm zehriyle aydınlık gecelerini
Bir lekenin nasıl büyüyeceği
Ve bütün resmin aslında
Ne kadar da büyük olduğu
Yalnızca düşlerinde kurulmuş bir doğru
Olamaz
